İş dünyasında başarı çoğu zaman tek bir kişinin zekâsı, vizyonu ya da kararlılığıyla açıklanır. Ancak bir girişimi gerçekten büyüten ve ayakta tutan şey çoğu zaman bireysel parlaklık değil, onun etrafında kurulan yapıdır. Sefer Özdemir'e göre bu yapının iki temel direği vardır: doğru insanlardan oluşan bir ekip ve bu ekibi kişilerden bağımsız hâle getiren yalın sistemler.
"Başarı Kuralları" serisinin bu bölümünde ele alınan konu, başarının bireysel değil kurumsal boyutu:
"Doğru ekip; aynı hedefe bakan, aynı zamanda birbirinin eksiğini tamamlayan insanların bir araya gelmesi ve aralarında bir dayanışma ruhunun doğmasıyla oluşur."
Sefer Özdemir'e göre bu tanımın iki anahtar kelimesi var: ortak hedef ve tamamlayıcılık. Aynı yöne bakmayan bir ekibin dağılacağı, birbirinin aynısı olan bir ekibin ise kör noktalar üreteceği vurgulanıyor.
Doğru Ekip Nasıl Kurulur?
Paylaşılan içerikte, doğru ekibin tesadüfen değil, bilinçli bir seçim süreciyle kurulduğu belirtiliyor. Bu kapsamda öne çıkarılan ilkeler şöyle aktarılıyor:
- Önce tutum, sonra beceri: Özdemir'e göre beceri zamanla kazanılabilir; ancak ahlak ve karakter kişinin hamurunda bulunur. Bu nedenle işe alımda önceliğin yetkinlikten çok tutuma verilmesi öneriliyor.
- Tamamlayıcı güçleri birleştirmek: Bir ekipte herkesin aynı mizaca sahip olmasının kör noktalara davetiye çıkardığı; farklı güçlerin bir araya gelmesinin ise dengeyi sağladığı ifade ediliyor.
- Açık iletişim kültürünü test etmek: İşe alım sürecinde adayların başarısızlıklarını nasıl anlattığına dikkat edilmesi tavsiye ediliyor. Suçu başkalarına yükleyenler yerine şeffaf davranan kişilerin tercih edilmesi gerektiği belirtiliyor.
- Deneme projeleri vermek: Özdemir, Ziya Paşa'nın "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz" dizesini işe alımın altın kuralı olarak gösteriyor. Adaylarla kısa süreli projelerde çalışmanın, sözlerin değil işin konuşmasını sağladığı vurgulanıyor.
Karmaşa Hata Doğurur, Sadelik Başarı Getirir
Sefer Özdemir'in dikkat çektiği ikinci direk ise sistem kurmak. Paylaşıma göre sistem kurmak, işleri kişilerin inisiyatifinden çıkarıp kurumsal bir hafızaya dönüştürmek anlamına geliyor. Karmaşanın her zaman hata ürettiği, sadeliğin ise başarıyı getirdiği belirtiliyor.
Bu kapsamda önerilen yalın sistem uygulamaları şöyle sıralanıyor:
- Süreçleri kâğıda dökmek ve sadeleştirmek: İşin adımlarının yazıya geçirilmesi, ardından sonuca katkısı olmayan her ayrıntının süreçten çıkarılması öneriliyor.
- Tekrarlayan işleri otomatikleştirmek: Ekibin değerli zihinsel enerjisinin rutin işlerde tükenmemesi için basit yazılım ve otomasyon araçlarıyla işin kendiliğinden akışa geçmesi tavsiye ediliyor.
- Kontrol listeleri oluşturmak: İnsan hafızasının yoğun stres altında yanılabildiği; bu nedenle unutulmaması gereken adımlar için hazırlanan 5-10 maddelik net listelerin olası krizlerin önüne geçtiği vurgulanıyor.
- Kişilere bağımlılığı bitirmek: Yalnızca tek bir kilit personele bağlı bir sistemde, o kişi işe gelmediğinde tüm çarkların durabileceği belirtiliyor. Bilginin herkesin erişimine açılarak kurumsal hafızaya dönüştürülmesi öneriliyor.
"Bölüşerek Tok Oluruz, Bölünerek Yok Oluruz"
Sefer Özdemir, ekip ruhunu anlatırken Yunus Emre'nin "Bölüşerek tok oluruz, bölünerek yok oluruz" felsefesine başvuruyor. Bu yaklaşıma göre başarı, bireysel kahramanlıkla değil; işi, sorumluluğu ve bilgiyi paylaşan kenetlenmiş bir yapıyla mümkün oluyor.
Sefer Özdemir'in "Başarı Kuralları" serisi, başarıyı yalnızca kişisel yeteneklerle değil; girişimcilik ve iş hayatında kurulan doğru ekip ve sürdürülebilir sistemlerle ilişkilendiriyor. Özellikle büyümeye çalışan girişimlerde, tek bir kişiye bağlı yapıların kırılganlığına karşı kurumsal hafızanın önemi vurgulanıyor. Bu kuralda verilen mesaj ise net:
Doğru insanlarla kurulan ve sağlam sistemlerle desteklenen bir ekip, tek bir kişinin başaramayacağını kalıcı hâle getirir.
Peki sen, bugün işindeki en gereksiz yükü sırtından atıp bir çalışma arkadaşının işini nasıl kolaylaştıracaksın?









